Kelkit Alevi mi? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme
Kelkit, Karadeniz Bölgesi’nin gözlerden uzak, fakat tarihsel ve kültürel olarak çok derin bir yere sahip olan bir ilçedir. Peki, Kelkit gerçekten Alevi midir? Bu soruya sadece dini ya da kültürel bir bakış açısıyla yaklaşmak, bu toplumu anlamanın ne kadar eksik olduğunu gösterir. Kelkit’in Aleviliği, dinin ötesinde, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi önemli dinamikler üzerinden incelendiğinde, hem bu topluluğun kendine özgü yapısını hem de Aleviliğin Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde nasıl şekillendiğini daha derinlemesine keşfetmek mümkün olacaktır.
Kelkit Aleviliği: Toplumsal Cinsiyetin Rolü
Kelkit’te Alevilik, sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet rollerinin şekillendiği, kadının ve erkeğin toplumsal alandaki yerini belirlediği bir kültürdür. Aleviliğin temellerinde, eşitlikçi bir anlayış ve hoşgörü vardır. Bu, özellikle Alevi kadınlarının toplumsal yaşamda daha fazla görünür olmasına ve kendilerini ifade etmelerine olanak tanımıştır. Ancak, Kelkit’teki Alevi toplumunda kadınlar, bazen geleneksel yapıların, bazen de toplumsal baskıların etkisiyle bu eşitlikçi anlayışı tam anlamıyla hayata geçirememektedir.
Kadınlar genellikle, bu toplumda da çok güçlü bir şekilde birleştirici, empati odaklı bir rol üstlenmektedir. Toplumsal düzeni sağlamak, dayanışma oluşturmak ve toplumun ruhunu korumak adına, kadınlar tarihsel olarak Alevi cemiyetlerinde önemli bir yer tutmuştur. Ancak, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ve kültürel normlar, kadınların sesinin bazen yeterince duyulmadığı ya da baskı altında olduğu bir yapıyı da beraberinde getirmektedir. Toplumsal cinsiyetin ve Aleviliğin birleşim noktası, bazen bu eşitlikçi yapının güçlü, bazen de kırılgan olmasına neden olur.
Peki, Kelkit’teki Alevi kadınları bu eşitsizlikleri ne ölçüde aşabilmektedir? Kadınların toplumsal alandaki yeri, bu toplumun daha kapsayıcı ve adil bir hale gelmesi için hangi adımlar atılmalıdır?
Erkek Perspektifi ve Çözüm Arayışları
Kelkit Aleviliği’ni ele alırken erkeklerin çözüm odaklı, analitik bakış açılarını göz önünde bulundurmak da oldukça önemli. Alevilik, tarihsel olarak, toplumsal eşitliği savunan bir öğreti olsa da, Kelkit gibi küçük yerleşim yerlerinde bu eşitlik anlayışının her zaman uygulamada başarılı olamadığını görmekteyiz. Kelkit’te erkeklerin toplumda üstlendiği liderlik rolü, genellikle aile ve cemiyet içinde belirleyici olmaktadır. Bu liderlik, Aleviliğin dini ve kültürel değerlerinin yaşatılmasında önemli bir rol oynamaktadır, ancak toplumsal yapının değişimi konusunda erkeklerin daha fazla sorumluluk alması gerektiği de bir gerçektir.
Kelkit’teki Alevi erkeklerinin, Aleviliğin eşitlikçi ve adaletli yapısını daha fazla benimseyerek, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin önüne geçebilmesi için nasıl bir rol üstlenebileceğini tartışmak gerekir. Bu bağlamda, erkeklerin eğitim ve toplumsal bilinçlenme süreçlerinden geçmesi gerektiği bir gerçektir. Erkeklerin, toplumsal yapının dönüşümünde aktif bir rol üstlenmesi, Alevilik öğretilerinin daha kapsayıcı bir şekilde yaşatılmasına yardımcı olacaktır.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Kelkit Aleviliği
Kelkit Aleviliği’nin en dikkat çekici yönlerinden biri de, toplumsal çeşitliliğe nasıl yaklaştığıdır. Alevilik, dinî bir inançtan öte, bir yaşam tarzı ve dünya görüşüdür. Bu, insanın ve toplumun temel haklarına saygıyı, farklılıklara hoşgörüyü ve sosyal adaleti savunur. Ancak, Kelkit’te ve genel olarak Anadolu’nun birçok bölgesinde, Aleviliğin sosyal adalet anlayışının tam anlamıyla hayata geçirildiğini söylemek zordur. Zira, köylerde ve kasabalarda hâlâ marjinalleşmiş grupların ve inançların daha az görünür olduğu bir gerçeklik vardır.
Çeşitliliğin ve sosyal adaletin tam anlamıyla yerleşebilmesi için Kelkit Aleviliği’nin sadece dini bir ritüel olarak değil, toplumsal yapıyı dönüştüren bir güç olarak da ele alınması gerekmektedir. Toplumsal adalet, herkesin eşit haklara sahip olduğu bir ortamda mümkündür. Bu nedenle, Alevilik, sadece kendi inanç mensupları için değil, tüm toplumu kucaklayarak, marjinal grupları da içeren bir eşitlik anlayışını güçlendirebilir.
Sonuç olarak, Kelkit Aleviliği’ni toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden ele almak, sadece yerel toplumu değil, tüm Türkiye’deki toplumsal dinamikleri de sorgulamamıza olanak tanır. Kelkit Aleviliği, geçmişin kalıplarından sıyrılmaya, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çeşitliliği savunmaya, ve sosyal adalet için güçlü bir model sunmaya devam edebilir mi? Sizce Aleviliğin bu toplumsal dönüşümü sağlayabilecek gücü var mı?